Saat Yükleniyor...
 
Abdullah TANYOLAÇ
Metni küçült
Abdullah TANYOLAÇ
Aradığınız kurtarıcı mı, yoksa sistem mi?
Tarih : 04-01-2018 21:32:59

Suçlular! Futbolumuzu yıllardır yetersiz ve kötü yönetmekteler. Futbolu bildiklerini iddia ettikleri halde, tahtlara kurulup, kral, imparator gibi değerlere bürünmelerine rağmen futbolumuzu bir üst basamağa götüremiyorlar. Döngü hep aynı! Kovuldukları yere kurtarıcı olarak ve şaşalı geri dönüyorlar. İstifa edeceğim diyerek yerlerini sağlamlaştırıyorlar.

Biz de başarı tek kriter! Şampiyonluk yani kupa kazandırmak, kazanmak en önemli ölçü yani her maçta ne yap yap topu rakip kaleye sok ve sonrasında da kalemize girmesini engelle yeterli!

Kişisel düşünce, çabalar ve beklentiler her şeyin önüne geçiyor. Göreve tekrar gelmenin ve kulüpteki yıllarını uzatabilmenin gayreti erdemli olarak verilmiyor. Gerçekleşen lobi faaliyetleri de futbolumuzun kara yazısı gibi kabullenilmekte…

Yöneticilere göz atalım azıcık. Kulüp babasının malıymış ve kendisine miras bırakılmışçasına bir hava içindeler. Genel kurullarını, kulübün iç dengelerini kendilerine uygun hale getirerek yapılandırıyorlar. Başkan, çevresinden buluyor yandaşlarını ve kulübü yönetiyormuş gibi yapıyorlar. Kendisini bilen ve tecrübeli sanıyor ve sadece yönetim şeklini yerleşik kültür olarak oturtmak istiyor. Çoğu zaman paslaştığı, bazen de paylaştığı taraftar ile kurduğu menfaate dayalı ilişki sonucunda da vazgeçilmez oluveriyor. Ne kulüp kültürü, ne de kulüp felsefesi geleceğe miras bırakma amacıyla ele alınıyor.

Böylesi bir futbol yönetiminde antrenörlüğün sıradan hale gelmesi doğal! Ülkemizde antrenör çalıştırma ve kovma kriteri belli. Milli takımımızda ya da herhangi bir kulübümüzde antrenör seçimi çok kolay, yollanış biçimi de. Antrenör çalıştığı dönem içerisinde, ne yaptığını huzurlu gerçekleştirebiliyor ne de gelecek günlerin hesabını yaparak rahat çalışabiliyor. Antrenör de artık uyanık, tiyatral olmayı başaran özellikte kişilik sergiliyor. Huzurlu ve işini yapan antrenör de bir başka teklife göz kırpacak kadar aç gözlü olabiliyor. Ya da her sezon çalıştığı halde doymuyor ve boşboğaz sürekli konuşuyor

Ayrıca antrenör alanıyla ilgili uygulamalara pek önem vermiyor. Sıra gelmiyor eğitime! Başkanın karşısında el pençe durma, kulüpte egemen olan futbolcuya dayalı sisteme sessiz kalma gibi kalitelere uyum sağlamakta! Taraftara iyi görünme gibi durumlar da ilgi alanı ve öncelikleri arasında çünkü!

Çok yazdım, yazmaya devam edeceğim de! Futbolumuzdaki sorunlu ve sıkıntılı gidişat, başkan, yönetici, hakem, medya, taraftar ve antrenör gibi olmazsa olmaz değerler tarafından yaratılıyor. Bu vazgeçilmezler de hata yapmak için adeta yarışmaktalar…

Nemalanma sınır tanımıyor, havuz her geçen gün dalgaları yükselen deniz haline gelmekte. İşte bu görüntülerin sahnelendiği futbol ortamında yemeyen domuz misali herkes kendine düşenden fazlasını toplamaya çalışıyor.

Futbolda önceliğimiz,kalıcı başarılara yönelmek olmalı! Bir an önce çocuk ve gençlerimizin futbol eğitimi, en önemli ve hassas konu olarak masaya yatırılmalı ve orta vadeli planlamalarla yaşama geçirilmelidir. İzlanda ve Belçika gibi ülkelerde futbol 15 yıllık bir çalışmayla çağ atlamıştır.

Futbol federasyonu eğitime önem vermek zorundadır, antrenör camiasıyla birlikte çağa uygun ve ülkemizin her tarafına ulaşacak projeler üretilmelidir.

Kulüpler Birliğinin işlevleri sorgulanmalı, tartışılmalıdır. Türkiye futbolu dörtten, beşten, on sekizden büyüktür. İnsan kalitemizi elbirliği ile dibe doğru çekiyoruz. İyiye gitmediğimizi yaşadıklarımızla apaçık görmekteyiz.

Futbol evrende çağı takip eden ülkelerde bir oyun olarak çok sevilmekte, oynanmakta ve seyredilmekte. Gelişmekte olan ülkelerde ise toplumu fazlasıyla oyalayan bir oyuncak!

Ülkemin futbolu da bir gün mutlaka; kendisine tutku ile bağlı ancak liyakati ve yeterliği olan insanlar tarafından daha düzeyli, yönetilebilir, oynanabilir, seyredilebilir hale getirilecek diye düşünüyorum. Eğitimin şart olduğu vurgusuyla da yazımı sonlandırıyorum!

Formamızın renklerine saygı duyalım, sevdalı olduğumuz kulübü çok sevelim. Fakat özellikle 2018’in girişiyle birlikte stadyumlar çocuklarıyla maçlara koşan centilmen ailelerle dolsun, tribünlerde birlikte oturulsun. Oynayan, oynayamayan alkışlansın. Kazanan ve kaybeden el ele, kol kola sahadan ayrılsın. Küme çıkma, küme düşmeme, şampiyon olma gibi hedefler olmak zorundadır. Olsun da! Ama futbolun sadece bunlardan ibaret olmadığı herkes tarafından bilinsin…

Futbolun her kademesine kaliteli insanlar yerleştirmek zorundayız. O yüzden temel eğitimle işe başlayalım. Altımızda sağlam bir yapı oluşturulsun.  

Kısacası futbolumuz adam gibi adama ve aynı duruşu sergileyen futbol insanına gereksinim duymakta…

İyi futbollu yıllar diliyorum.

Sağlıcakla kalın…

 
Bu makale toplam 369 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları  
Copyright © 2015 antalyadaspor.com    | Mobil Site   
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.