Saat Yükleniyor...
 
Abdullah TANYOLAÇ
Metni küçült
Abdullah TANYOLAÇ
Gazetecilik ve spor yazarlığı
Tarih : 19-09-2017 00:38:50

Gazetecilik mesleği için ne bir eğitim aldım ne de gazetede köşem olsun diye özel bir uğraşı içerisinde oldum. Ne muhabirlik yaptım, ne de sayfa hazırladım. Uzun yıllardır dostlarımın teşvikiyle gazetelere yazılar yazarım. Ulusal ve mahalli basını sürekli takip ettim, ediyorum da!

Haberi toplayıp da yazan olmadım. Muhabirlik yaparak bu mesleğe adım atan ve aşama aşama gazetecilik mesleğinde belirli seviyeleri yakalayan usta gazetecilere gıptayla bakar ve takip ederim. Yaşam öykülerini de okurum, makalelerini ve köşe yazılarını da!

Ankara’da, Bursa’da, Isparta’da yaşadığım dönemlerde ayda birkaç kez önemli bulduğum konularda yazılar yazıp servis sorumlusu ağabeylerime, kardeşlerime götürürdüm. Her yazım değerli gazeteci büyüklerim tarafından gözden geçirilirdi.

Genellikle spor yazısı yazmayı denedim. Yazdım da! Alanın içinden gelen bir insan olarak yıllardır süre gelen hataları ve ülkemizdeki spora bakış açısıyla ilgili yanlışları ve de ağız tadıyla yaşadığımız güzel sonuçları kaleme almaya çalıştım.

Ailemde yazma ve konuşma sanatına yatkın insan sayısı oldukça fazlaydı. Rahmetli amcam dünyayı tanıyan ve tanınan bir gazeteciydi. Edebiyat fakültesinde uzun yıllar görev yapan eniştem çok güzel konuşan, tarihi derinlere inerek inceleyen ve eserler yazan bir bilim adamıydı. Pırlanta gibi değerli bulduğum bu insanların dizinin dibinde oturup onları dinlemek, bana sunduklarını okuyup anlamak yazı yazmama önemli etkide bulundu muhakkak!

Ancak biraz daha köke doğru gitmekte yarar görüyorum.

Çocukluğumu tamamlayıp, azıcık büyüdüğüm ve okuryazarlığa doğru adım attığım dönemlerde yani okul çağıma başladığım zaman diliminde rahmetli anacığımın desteğiyle kitap okuma alışkanlığı kazandığımı hatırlıyorum. Rahmetli babacığım da yuvamızın kitaplığına tabiatıyla bizlere armağan olarak haftanın birkaç günü tanınmış yazarların romanlarını ve hikâye kitaplarını bırakırdı. Başlangıçta romanlar koca koca gelse de hemen hemen her kitaba el atar, sıkılmadan okumaya çalışırdım. Evimize her gün o kadar çok gazete girerdi ki özellikle tatil günlerinde elden ele dolaşan sayfaların dağınıklığı ve yıpranmışlığı gözüme çarpardı. Bu kırışma buruşma ve farklı yerlerden katlanma hali bir iş için kullanılmasından ya da sofra altına serilmesinden ötürü gerçekleşmezdi. Herkes tüm sayfaları ilgiyle okurdu, hani genellikle söylenir ya!  Küçük ilanlarına kadar gazeteler hatmedilirdi. Keyif verdiği için birkaç kez okuduğum gazete de olmuştur, anlayamadığım için dört beş kez okuduğum satır da! Çocukluğum ve gençliğimde buram buram htiğim gazete sayfalarının mürekkep kokusunu hala unutmadım. Ustaların bin bir meşakkat ve emekle hazırladığı sayfalara da hep saygı duydum.  

Tüm bu birikimler ve sonrasında da değerli katkılarını sunan dostlarım sayesinde yaklaşık 40 yıldır yazmaktayım. Ne bir sarı basın kartı talebim oldu, ne de cemiyet içinde bulunma çabam…

Türkiye’de sporu yazmak ya da spor yazarı olmak için bir değerler silsilesi yok! Anlayacağınız kriteri mevcut değil. Futboldan gelen sayılmama rağmen çokbilmişlik çabası içerisine girerek eski futbolcu ukalalığına yönelmedim, topu vıcık vıcık hale getirecek ağdalı işlere sapmadım. Gördüğümü, bildiğimi yazmaya özen gösterdim. Akademik seviyede spor eğitimi aldım, avantajmış gibi kullanıp gerçek gazeteci kimliğini ve vasfını taşıyan ustalara saygısızlık etmedim.

Son zamanlarda her türlü spor branşından anlayan, uzman ya da kamu denetçisi sıfatlarını kendine yakıştırarak sayfalarda ya da ekranlarda köşelere oturanları izlemekteyiz.

 

 

Artık uzunca zamandır, hünerli ele, üreten beyne bakan yok! Ayağına bakılıyor, içe basıyorsa makbul adam. Stüdyoda vücut dilini kullanan, elindeki değneği salladıkça sallayan argoyu çok iyi bilen yeterliler revaçta. Top sahasından gelmişse bir de şöhretse yeme yanında tut! Popüler olmak zamanımızın en geçerli kültürel kıstası…

Araştırmalar yapan üniversiteliler saptamışlar yukarıda belirttiğim detayları.

Örneğin çok okunan köşe yazılarını incelemişler olumlu mesaj verenlerin oranı olumsuz haber yapanlardan bir hayli düşük. İç karart, eyyam yap, arkaya dolan, bel altı vur kazanıyorsun.

Yine önemli bir saptamayı daha dillendireyim. Spor değil futbol medyamız mevcut çok uzun yıllardır. Yazgı sanırım değiştirilemiyor!

Gazete ve televizyon kurumları tiraj ve reyting kaygısıyla sporda taraftar bile olamayacak popüler kimliklere köşe yazarlığı da, yorumculuk da yaptırıyorlar.

Araştıranlar medyatik olabilme kavgasıyla, rol kapma peşinde olanların sayılarının da hayli fazla olduğunu veri olarak sunuyorlar. Konuştuğunu ya da yazdığını sanan maalesef Türkçe düşünemeyenlerin ağzından çıkan ve dilbilgisi yanlışlıklarından çekilmez hale gelen programların üstatlarını izleye izleye, okuya okuya doyuyoruz. Denetlemesi de yok bu varlıkların, o nedenle kural tanımazlıkları da artarak devam ediyor.

Medya yüzde doksan futbol konuşuyor ve yazıyor. Gazetecilik mesleği kaliteli seviyeye doğru yükselemediği gibi eski halini de koruyamıyor. Çağın gerisinde de kalıyor

Bugün futbolu bırakan bir yıldız oyuncuya “Futbol bitti, artık ne yapacaksın” sorusu yöneltilsin, kuşkusuz cevabı, “Spor yorumculuğu ya da spor yazarlığı yaparım” olur. Çünkü şöhretin ve saltanatın devamı da orada, sanat ve kazanç da!

Günümüzün modası da gözden kaçmıyor. İş bulan çalışan sonra ayrılan ya da kovulan teknik adam bir sonraki mukavelesine kadar ekranlarda koltuk bulabiliyor, iyi para kazanabiliyor, meslektaşına sallayıp, onu görevinden edeceklere veri sunabiliyor. Hatta yeni işinin pazarlığını bile ekranlardan yapabiliyor!

Adam gibi adamları bir kenara ayırmak durumundayım. Hak edenleri alkışlıyorum. Hepsine helal olsun, saygıyla önlerinde eğiliyorum ve elinize dilinize sağlık, bileğinize beyninize kuvvet diyorum.

Medya emekçilerine saygıyla, liyakate değer verenlere bağlılıkla yazımı sonlandırıyorum.

Sporun içinden geldim, sporun eğitimini aldım, spor eğitimciliği yaptım ve epey zamandır da yazmaktayım. Birikimime rağmen haksız yerlerde olan ve adaba uymayacak şekilde toplumu yozlaşmaya doğru sürükleyen kılavuz kargalara sesleniyorum.

Ne gazeteciyim, ne de spor yazarı!

Düşünerek, araştırarak, öğrenerek gerekiyorsa danışarak konuşun, yazın.

Sağlık ve esenlikler dilerim.

Bu makale toplam 768 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları  
Copyright © 2015 antalyadaspor.com    | Mobil Site   
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.