ŞAŞIRILAN DURUM YOK

Hüseyin TÜRK 21 Eylül 2018
Hüseyin TÜRK

Her geçen günde, bazı şeyler an itibariyle düşündürürken aslında şaşırdığımız pek durum yok.

Hele İsveç maçı öncesi ve sonrasıyla ortaya konan birçok şeyin ya birden yerin dibine ya da göklere çıkartıldığı açıkça görüyoruz. Ama hiçbir gerçek, bazı doğruları değiştirmiyorken aslında sorgu mekanizması hiç bilime dayandırılmadı. Futbolun içinde yaşanılan her şeyde bir sistemsizlik ve hasbel kader anlayış hakim olduğu sürece önümüzdeki günlerde yaşayacağımız ve göreceğimiz çok şey olacaktır.  Bugün altyapı, altyapı diye feryat figan edenlerin, unuttukları ya da işleri gelmeyen çok şeylerin var. Örneğin yıllardır milli takımlarda görev yapan aynı zamanda altyapının başında da olan hocalara” altyapı için neyi yaptınız ve neyi yapmak istediniz de neden yapamadınız” sorularının cevapları sorulmuyor. En basiti itibariyle netice diyenlere hangi neticeler verildi?

Gelinen noktada her soru kendi cevabını yaratıyor.

**

Antalyaspor Derneği seçimleri öncesi başkan Öztürk, kartını oldukça basit oynuyor.

Bunda haklı mı?

Elbette ki zor bir dönemde zorlukları aşmak için gelmiş birinin, önceki deneyimlerine de bakınca hem dernek hem de kulübün başkanlığı istemesi son derece normal. Zaten başkan Öztürk’ün talebi olmasa Nafiz başkan görevi bırakır mıydı? Bu da cevap gerektiren bir soru. Davul ve tokmak hikâyesindeki gibi çift başlılık ortadan kaldırılmalı, en azından kulüp başkanı, dernek başkanını belirleyebilmesinin yoluna açılmalıdır.

**

Futbol federasyonu, futbola tesisler anlamında da yatırım yapmalı. Sonuçta tüm futbolun gelirine sahip bir kurumun beklentisi niye devletten olsun ki? Avrupa’nın ekonomik olarak önde gelen federasyonlardan olan TFF, şu haliyle kendine bağlı organizasyonlar için tesis hamleleri yapabilecek her şeye sahiptir diye düşünüyorum. Dünyanın her yerinde federasyon gelirlerinden amatörlere bütçe ayrılırken malasef  biz de sadece işleyiş ile bir bütçe var. Hakem ücretleri gibi..

**

Akıl hastanesini ziyaret eden adamın biri doktora sordu.

“Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl belirliyorsunuz? Bir küveti su ile dolduruyoruz” dedi doktor. “ Bir kaşık, bir fincan, bir de kova verip, küveti nasıl boşaltmaları gerektiğini soruyoruz.

Sahi, siz olsanız ne yapardınız? “ ooo anladım” dedi adam. Normal insan kovayı tercih eder. Çünkü fincan ve kaşık küçük…” “ Hayır” dedi doktor..” Normal bir insan küvetin tıpasını çıkartır.”  Meseleden çıkan sonuç… Aklımız var ise bize verilenlerin dışında çözümler bulmamız gerekiyor.

Yazarın tüm yazıları